close

Virüslerden Korunmada Destek Tedaviler

03 Şubat 2020/ Kategori : Check-up /

Teknolojinin ilerlemesi ve seyahat olanaklarının artması ile birlikte birçok patolojik etmenle sık olarak karşılaşmaya başladık. Bu mikroplarla savaşmak istiyorsak bağışıklık sistemimiz iyi olmalı. Bunun için alınabilecek birçok kişisel yöntem olduğu gibi Tamamlayıcı Tıp anlamında da size yardımcı olacak bazı yöntemler var.

Virüslerin vücudumuzda verdiği zararları anlayabilmek için Süper Oksit Radikal (SOR)’lerini biraz tanıyalım.

SOR Nedir?

Oksijen, insan yaşamı için olmazsa olmaz bir öneme sahiptir fakat normal metabolizma sırasında üretilen bazı reaktif oksijen türleri vücuda ciddi bir zarar oluşturma potansiyeline sahiptir. Oksijenin yanma ürünü olarak vücudumuzun normal işleyişinde Serbest Oksijen Radikalleri oluşabildiği gibi çevresel etkenlere maruziyet sonrasında da SOR oluşabilmektedir (UV ışınları, Çevresel kimyasallar, Ağır metaller, Virüsler, Sigara, Stres, v.b). Serbest radikaller, oksijenin oldukça reaktif formları olup, vücut hücrelerini tahrip etmektedir. Bu da kalp damar hastalıkları, kanser, katarakt, diyabet, karaciğer tahribatı ve diğer pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

SOR’ler yapılarında bir elektron eksik olduğu için çevre dokularda elektron çalma eğilimindedirler. Bu davranışları sonucunda sağlıklı dokularda hasar oluştururlar. Etkileri hücre zarı ve DNA boyutunda olabildiği gibi (DNA’da mutasyon vs) organsal boyutlarda da olabilir. Bu nedenle stabil hale getirilmeleri hastalıkların oluşmasının önlenebilmesi için gereklidir.

Günlük olarak sürekli maruz kaldığımız bu toksinlere karşı elbette bir savunma mekanizmamız var. Biz buna “ANTİOKSİDAN”lar diyoruz. Fakat orta yaş ve sonrasında, ANTİOKSİDANLARIMIZ giderek azalmakta ve hücresel /organsal boyutta hasarlara neden olabilecek seviyelere ulaşabilmektedirler.

Şu günlerde sıkça konuştuğumuz VİRÜS enfeksiyonlarında kullanılan antioksidanlar ise virüsün hem üremesini baskılar hem de yayılmasını/gelişmesini bloke eder. Böylece ANTİVİRAL etki gösterirler.

Bu yazımızda sizlerle virüslerle savaşta alabileceğiniz pratik desteklere ve Antiviral Antioksidanlara bir göz atacağız.

Antioksidanlar:

İnsan vücudunda SOR hasarını engelleyebilecek antioksidan savunma sistemi mevcut olsa da karşılaşılan çevresel etmenler, bu savunma direncini düşürmekte ve çoğu kez yetersiz bırakmaktadır.

Organizmanın doğal antioksidan üretimi yaş ilerledikçe azalır. Uzmanlar bu açığın kapatılabilmesi için doğal antioksidanları dışarıdan da sağlıklı bir şekilde alabilmemizin yollarını geliştirdiler.

TAMAMLAYICI TIP TIBBİ DESTEKLERİ:

Fitoterapik destekler: Yılların birikimi sonucunda tüm dünyada kabul edilen ve Avrupa’da yoğun olarak kullanılan bitkilerden elde edilen özel tıbbi preparatlar ile yapılan tedavileri içerir. Antiviral olarak evde zencefil çayı (ağzı kapalı 4 dakika demlenmeli), adaçayı gargara, ilk kullanılabilecek önlemlerdendir. Ayrıca Aromaterapik yağ olarak okaliptüs, biberiye, lavanta soğuk diffüzörde kullanılabilir. Fitoterapi Uzmanı Hekim gözetiminde kişinin sağlık durumuna göre özel reçeteler / çaylar hazırlanabilmektedir.

ASKORBİK ASİT: Gıdalardan alınan C vitamini dozları vücudun günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli hale getirilebilir. Fakat ANTİOKSİDAN veya ANTİVİRAL tedavi ihtiyacında daha farklı dozlarda ve profesyonel takviyelere ihtiyaç oluşmaktadır.

Bu anlamda kullanılan ASCORBİK ASİT (C vitamini) kollajen doku sentezinde, ağır metal atılımında, alerjik reaksiyonlarda, bağışıklık sisteminin desteklenmesinde, kalp damar hastalıkları/sinirsel rahatsızlıkların risklerinin azaltılmasında, DNA hasarının önlenmesinde önemli role sahiptir.

Virüsler hücrelerdeki birçok yapıyı oksitleyerek hücre hasarına neden olmaktadırlar. Özellikle tedavi dozunda kullanılan Askorbik asit; insanda hastalıklara yol açabilme potansiyeline sahip birçok türü okside edebilmektedir (vücut için zararsız hale getirebilmektedir.). Askorbik Asidin doğrudan virüs önleyici aktivitesinin yanı sıra antienflamatuar (yangı giderici) ve antioksidan özellikleri de virüslerle savaşta yardımcı olmaktadır.

İnfluenza enfeksiyonu ve diğer solunum yolunu etkileyen virüs hastalıkları sırasında oluşan SOR’i akciğer dokusunun hasarına ve daha sonra akciğerlerin iltihaplanmasına yol açabilmektedir. Tıbbi dozlarda uygulanan Askorbik Asit virüsün yerleşip çoğalmasını ve hayatını devam ettirmesini ve virüse bağlı oluşan SOR ile hücre hasarını önlemeye destek olur. Vücudun bağışıklık sistemini uyarır. Ek olarak Askorbat, viral hastalığa karşı özel koruma sağlayabilecek doğrudan bir Antiviral etki gösterir.

Gıdalarınızda C vitaminine yer vermek vücudun günlük ihtiyacı olan desteği almanızı sağlar fakat tedavi yapmak için hekim kontrolünde özel koşullarda verilen yüksek doz Askorbik Aside ihtiyaç vardır.

Glutatyon (GSH): Glutatyon insan vücudu tarafından üretilen en güçlü Antioksidandır. Fakat yaş ve çevresel faktörler tarafından salınımı hızla azalmaktadır. GSH serbest oksijen radikallerini nötralize ederek reaktif oksijen türlerine karşı vücudu korur. Ayrıca bağışıklık sisteminin normal çalışması için mutlak gerekli olup lenfositleri (bağışıklık sisteminde virüslerle savaşan hücreler) aktive ederek bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu nedenle Anirtiviral etkinliği vardır.

Ozon Terapi: Ozon, oksijenin renksiz bir gaz formudur ve atmosferde bulunmaktadır. Biyosferdeki biyolojik dengenin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır.

Ozon, bağışıklığı destekleyici, bakteri, mantar ve virüsler üzerindeki etkisi nedeniyle tıp alanında uzun süredir kullanılmaktadır. Bakteri, mantar, virüs ve parazitlerin öldürülmesinde düşük dozlarda dahi etkin olabilmektedir. Bu etki; sadece bakteri/mantar/virüs hücre zarına zarar vererek; hücre fonksiyonlarını bozmasına dayanmaktadır. İnsandaki hücrelere zarar vermemektedir.

Yapılan son çalışmalar hekim kontrolünde uygulanacak Askorbik asit ve Ozonterapi kombinasyonlarının bağışıklık sistemini daha iyi desteklediğini göstermektedir.

Alınabilecek genel önlemler: Alacağınız bu önlemler ile hem hastalığın size bulaşmasını önler hem de rahatsız iseniz sizden çevrenize hastalık bulaşmasını önlemiş olursunuz.

Maske takma: Hastalık size bulaştı ise veya hasta kişilerin bulunduğu ortamlara girecekseniz maske kullanmanızda fayda bulunmaktadır.

Temastan kaçınma ve El yıkama: Hasta kişilerle temasta özen gösterin. Özellikle vücut sıvıları risk oluşturmaktadır. Birçok kişi farkında olmadan burnuna dokunmakta, gözyaşını silmekte, hapşırmakta ve daha sonra elini yıkamadan çeşitli yerlere dokunabilmektedir. Hasta siz iseniz bu konulara lütfen dikkat edin ve hasta olsanız da olmasanız da mutlaka ellerinizi sık sık yıkayın. Ellerinizi yüzünüze, ağzınıza götürmemeye özen gösterin.

Burundan nefes alma: Nitrik oksidin yan ürünleri bakteri ve virüs üremesi üzerinde öldürücü etkiye sahiptir. Burun solunumu ile sinüslerimizde nitrik asit üretimi sağlanır. Ve virüs Nitrik Oksit ile temas eder. Böylece virüs vücutta daha fazla ilerlemeden burunda tutulmuş olur.

İnsanlık var oldukça virüslerle aramızdaki savaş devam edecektir. Burada belirleyici olan bulaşmayı önlemek ve güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olabilmektir.

Bunu Paylaş:

Benzer Yazılar

Up