close

Koroner Arter Hastalığı ve Girişimsel Yöntemler

23 Temmuz 2019/ Kategori : Kardiyoloji /

Arter, yani atardamar yaşamın devamı için hayati öneme sahiptir. Doku ve organlara besin ve oksijen taşıyan bu damarlar kalp damar hastalıklarındaki hedeftir. Kalbi besleyen atardamarlara koroner arter adı verilir. Üç katmanlı damar yapısının en içte bulunan pürüzsüz yüzeyinin damar içine doğru oluşan plaklar sayesinde bozulmasıyla damar tıkanıklığı oluşur. Hastalarımıza hep bahsettiğim ve çizerek anlattığım koroner plak konusuna da değinmek gerekir. Bu plaklar çok erken yaşlarda yağlı çizgilenmeler şeklinde özellikle de ana atardamarımız olan aortta başlar. Yoğun sigara içimi, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, ailede-özellikle de birinci derece yakınlarda- damar hastalığı olması, yüksek kolesterol seviyeleri, şişmanlık, hareketsizlik ve psikolojik stres gibi nedenler bu plakların büyüyüp damarı tıkamalarına sebep olur. Bu plakların içerisinde temel olarak bağ dokusu hücreleri, yağ depolayan hücreler, kolesterol kristalleri ve kalsiyum birikir. Eğer plak yukarıda saydığım nedenlerden ötürü hassas yani patlamaya hazır hale gelirse damar tam olarak tıkalı olmasa bile plağın içindeki maddeler damar boşluğuna geçer. Bu maddeler kan ile temas ettiğinde ani olarak pıhtı oluşmasına neden olur ve atardamar tamamen tıkanabilir. Bu durum kalp krizlerine ve ani ölümlere neden olmaktadır.

Hastalarımız bize 3 durum ile başvururlar. Birincisi ani kalp krizi ya da kalp durması ile acil servise başvurudur. Bu durum temel ve ileri yaşam desteği ile acil kateter laboratuvarında hızlı bir şekilde balon ve/veya stent işlemi gerektirir. Diğer başvuru şekli ilk durumdan daha hafif ancak yine yeni başlangıçlı ya da uzun dönemden beri şikayetleri olan hastaları içerir. Bu hastalar da dikkatli muayene ve gerekli testlerden sonra gerekirse koroner anjiyografi ve girişimsel tedaviye yönlendirilirler. Diğer bir grup ise belli başlı bir şikâyeti olmasa da rutin kontroller esnasında yakaladığımız hastalarımızdır ki bunlar arasında diyabetikler, sigara içenler ve ciddi aile öyküsü olanlar bulunabilmektedir.

Göğüste baskı, yanma, sıkışma ve ağırlık hissi olması, bu hissin çene, sol ya da sağ kola, sırta ya da mideye yayılım göstermesi kalp damar ağrısının tipik özelliklerindendir. Buna angina adı verilir. Bu şikayetin 5-30 dakika arası sürmesi tipiktir. Daha uzun bu tarz ağrı ya da göğüste rahatsızlık hissi ciddi kalp krizinin habercisi olabilir. Hemen acil destek almanızı öneririm. Bu şikayetlere ek olarak nefes darlığı, çarpıntı, yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi gibi durumlar da kalp damar hastalığının habercisi olabilir ve dikkatle ele alınmalıdır.

Kalp damar hastalıklarında belli başlı 3 tedavi yöntemi vardır. Bunların ilki doğru uygulandığında etkinliği diğer yöntemler seviyesine ulaşabilecek, ilaç tedavisidir. İkinci ve en yaygın kullandığımız yöntem ise koroner balon anjiyoplasti ve stent işlemleridir. Günümüzde yeni teknolojik gelişmeler ışığında sert ve tamamen tıkanmış damarları bile açabilecek kılavuz teller, mikrokataterler ve balonlar üretilmiş, klinik kullanımımıza sunulmuştur. Bunun yanı sıra yeni kuşak ilaç kaplı stentler ile tekrar tıkanma oranları artık % 1’in altına düşmüştür. Bir diğer tedavi yöntemi ise koroner arter baypas cerrahisidir. Kliniğimizde hastalarımızın tanısal koroner anjiyografileri değerlendirilirken kanıta dayalı tıbbi bilgiler ve güncel kılavuzların ışığında hastaya stent ya da baypas tedavisi mi uygulanacağı ya da yalnızca ilaç tedavisi ile mi devam edileceğine etik kurallara bağlı kalınarak karar verilmektedir.

Sonuç olarak anne karnında yirmi birinci günden itibaren çalışmaya başlayan, gece gündüz demeden ömür boyu çalışmayı sürdüren kalp, aslında dayanıklı bir organdır. Ancak insanoğlunun karşılaştığı çevresel ve genetik etmenler bu damarsal ve dayanıklı organı erken yaşlardan itibaren hasta edebilmektedir.

Bunu Paylaş:

Benzer Yazılar

Up