close

Anal Bölge Hastalıkları

24 Mayıs 2019/ Kategori : Genel Cerrahi /

Kadın, erkek, çocuk, büyük demeden tüm cins ve yaş popülasyonlarından insan ömrünün bir döneminde kabızlık, makatta ağrı, yanma, şişlik veya kanama şikayetlerinden bir veya birkaçını deneyimlemiştir. Ancak çoğumuz zaman cinsiyetten, sosyal statüden, entelektüel düzeyden bağımsız olarak bu şikayetlerle hekime başvurmak yerine kulaktan dolma tedaviler veya eczaneden tarife yönelik verilen ilaç kürleri ile iyileşme yoluna gitmişizdir. Bazıları iyileşmiş bazıları daha kötüleşmiş ancak bulgular dayanılmaz hale gelene kadar hekime gitmeyi ertelemişizdir.

Kalın bağırsak kanseri dünyada ve ülkemizde akciğer ve prostat kanserinden sonra erkeklerde üçüncü sıklıkta görülen kanser türüdür. Kadında ise dünyada ikinci sıklıkta görülürken ülkemizde meme ve tiroid kanserinden sonra üçüncü sıklıkta görülür. Tüm kanserlerde olduğu gibi kalın bağırsak kanserinde de erken tanı hayat kurtarır. Makatta ağrı, kanama, dışkılama şeklinde bozulma gibi bulgular basit hemoroidal hastalık (basur) veya anal fissür (makatta çatlak) nedenli olabileceği gibi kalın bağırsak kanserinin ilk belirtileri şeklinde de olabilir.

Makattan kanama hemoroidal hastalıkta en sık görülen bulgudur. Her 100 000 hastanın 20-30’unda dışkılama sonrası, dışkılama sırasında damla damla veya sonrasında temizlenirken kanama şikayeti mevcuttur. Çoğu zaman kanamaya ele gelen “meme” diye tabir edilen makatta şişlik eşlik eder. Hastaların çoğunda öncesinde kabızlık, uzun süreli ıkınma dönemleri, uzun süre tuvalette oturma veya yakın dönem gebelik hikayesi mevcuttur. Günümüzde sıklıkla kötü beslenme alışkanlıkları ve dışkılama bozuklukları nedeniyle gelişir. Aslında hemoroid pakesi diye adlandırdığımız halk arasında “basur memesi” denilen yapılar normalde makat bölgemizde kalın bağırsağın son bölümünü besleyen ve bağırsak duvarının üç yanında bulunan damar yastıkçıklarıdır (Resim 1, 2).

Bu yastıkçıklar kronik kabızlık, uzun süreli ıkınma, inflamatuar bağırsak hastalığı, gebeliğin son dönemi gibi karın içi basıncını arttıran durumlarda şişerek belirgin hale gelir. Bu aşamada eklenen ağrı nedeniyle makatta oluşturulan istemsiz kasılma yastıkçıkların içindeki kanın göllenmesine ve pıhtılaşmasına neden olur. İstemsiz kasılmaya ağrıdan çekinme nedeniyle tuvaleti tutma da eklenince bir kısır döngüne girilir. Yastıkçıkların boynunun gevşemesi ne kadar kısa sürede olursa içindeki kan o kadar hızlı devinimine devam eder ve hastalık geriler, ancak şişliğin artması ve ağrının devam etmesi halinde kısır döngüne girildiğinde içerideki pıhtılaşma dayanılmaz ağrılara neden olup acil girişim gerektirebilir. Genellikle hemoroidal hastalık dört evrede değerlendirilir (Resim 3). Evre 1 de sadece kan göllenmesine bağlı kanama mevcuttur. Evre 2 de ıkınma ile dışarı çıkan yastıkçıklar ıkınma sonrası kendiliğinden içeri kaçar. Evre 3’de ıkınma ve dışkılama sırasında dışarı çıkan yastıkçıklar elle itilmeden geri gitmez. Dördüncü evrede ise yastıkçıklar devamlı dışarıdadır, elle dahi itilemez ki en önemli ameliyat nedeni bu evredir. Genellikle ilk iki evrede ilaç tedavisi yeterli olurken 3 ve 4.evrede ameliyat gerekir.

Resim 3

Bazen de kanamadan çok dışkılama sırasında cam batar tarzda tarif edilen ağrı ön plandadır. Bu tabloya dışkı üzerinde kan sürüntüsü ve makatta ele gelen küçük şişlik eşlik edebilir. Halk arasında makatta çatlak denilen “anal fissür” genellikle bu belirtilerin altında yatan hastalıktır. Yine kronik kabızlık, düzensiz beslenme nedeniyle sert dışkının yaptığı travma ile makat orta hatta hafif yırtık şeklinde bir hastalıktır. Ağrı nedeniyle tuvaleti tutma, makatta istemsiz kasma, sonrasında dışkının daha da sertleşmesi ve iyileşmekte olan yaranın bu daha da sertleşen dışkı travmasıyla tekrar açılması sonucu kısır döngüne girildiğinde tablo kronik bir hal alır. Orta hat harici yerleşimli çatlaklarda altta yatan başka bir kronik inflamatuar bağırsak hastalığı olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Kronik hal almamış yani 3 ayı geçmemiş hastalıkta medikal tedavi ve önerilerle iyileşme sağlanır. Kronik ve derin çatlaklarda ameliyat önerilir.

Her iki hastalıkta da ameliyat öncesi mutlaka kolonoskopi ile tüm bağırsağa bakılması ve bağırsak kanseri gibi benzer belirtilere yol açabilecek hastalıkların ekarte edilmesi gereklidir.

Makattaki yukarıda sayılan belirtiler ve şikayetler olduğunda hastalığın adının konup doğru tedaviye yönlendirilme ve kalın bağırsak kanserinin bulgulara neden olmadığının kanıtlanması amacıyla mutlaka hekime başvurulması gerekmektedir. Kulaktan dolma tedaviler, komşuya iyi gelen ilaçlar kullanılarak yapılan günü kurtarma çabaları saklanmış olan kalın bağırsak kanserinin tanısın konulmasında gecikmelere yol açabilir. Şikayet olmadığı durumlarda da Sağlık Bakanlığı Ulusal Tarama Programı çerçevesinde 50 yaş sonrası 2 yılda bir gaitada gizli kan bakılması, yine aynı yaş döneminde 10 yılda bir kolonoskopi yapılması (herhangi bir patoloji saptanmadığı şartlarda), kolonoskopide herhangi bir patoloji saptandığında hekimin önereceği sıklıkta kontrollerin aksatılmaması kalın bağırsak kanserinin erken tanı konulması için elzemdir.

Bunu Paylaş:

Benzer Yazılar

Up