1- SİNDİRİM İÇİN PIRASA Probiyotiklerin dost bakteri olduğu zaten biliniyor. Pırasa bol prebiyotik içerir, bu sayede sindirimi kolaylaştırır ve bağışıklık sistemini de geliştirebilir. Diğer prebiyotik gıdalar: Muz, kuşkonmaz, enginar, soğan.
2- İYİ GÖRÜŞ İÇİN PAZI
Pazı özellikle Lutein ve Zeaksantin karotenoidleri yönünden zengindir, aynı zamanda gözde de bulunur. Göz sağlığını korur ve makula dejenerasyonunu ve katarakt riskini azaltmaya yardımcı olur. Diğer göz koruyucuları: Lahana, ıspanak, bezelye, brokoli ve yumurta
3- GÜNEŞ KORUNMASI İÇİN KARPUZ Karpuzun neredeyse tümü sudur. Ama kırmızı bitki pigmenti likopen yönünden de zengindir ve bu sayede kalp hastalığı ve prostat kanseri insidansını düşürür, cildi UV ışınlarının verdiği zarardan korur. Diğer güneşten koruyucu gıdalar: Domates, kırmızıbiber, yeşil çay, uskumru.
4- ANTİ-AGİNG İÇİN KİŞNİŞ
Bir tutam taze kişniş diyetlerde yer alan yeşil yapraklı bitki eksikliğini telafi eder. Yüksek seviyede betacarotene ve C vitamini içerir. Bu iki antioksidan yaşlılıkla alakalı hastalıklara karşı koruma sağlar. Daha fazla antioksidan gıdalar: Çilek, brokoli, biber, havuç ve yeşil yapraklı sebze.
5- SAĞLIKLI BİR KARACİĞER İÇİN KAHVE
Kahve önemli bir antioksidan kaynağıdır. Karaciğeri koruyucu özelliği vardır. Daha fazla karaciğer koruyucu gıdalar: Enginar, roka, yaban mersini, pancar ve brokoli.
6- KANSERLE MÜCADELE İÇİN SOĞAN
Özellikle soğan kesretin yönünden zengindir. Kesretin bileşiği kansere karşı koruyucu özellik gösterir (özellikle akciğer kanserine). Allium sebzelerinin (arpacık, pırasa,taze soğan, soğan ve sarımsak) tüketilmesiyle mide kanseri riskine karşı güçlendirir. Diğer anti-kanser savaşçılar: Elma, portakal, maydanoz, çay, kırmızı şarap.
7- BAĞIŞIKLIK İÇİN KÖRİ
Araştırmacılar anti-inflamatuar kanser özelliği taşıyan Kurkumin içerdiği için zerdeçal üzerinde araştırmalar yapıyorlar. Alzheimer'a karşı korunmaya yardımcı özelliği bulunduğu belirtiliyor. Daha fazla bağışıklık-koruyucu gıdalar: Sarımsak, su teresi, domates, kabak çekirdeği.
8- KİLO VERMEK İÇİN BALKABAĞI
Yüksek lif ve su içeriği ile mideyi doldurur. Düşük kalorilidir ve önemli oranda C vitamini içerir. Diğer mide dolduran gıdalar: Çavdar ekmeği, elma, kahverengi pirinç, kereviz.
9- KALBİNİZ İÇİN KIRMIZI ÜZÜM
Polifenoller yaygın cardioprotective özellik gösterirler ve koyu renk üzümlerde polifenol düzeyleri daha yüksektir. Diğer kalp yardımcısı gıdalar: Kırmızı şarap, mor üzüm suyu, fındık ve yağlı balık.
10- NEŞE İÇİN KARABİBER
İçerdiği piperine aktif maddesi sindirimi uyarır, ayrıca antidepresan etkisi de vardır. Diğer mod yükseltici gıdalar: Hindi, somon, koyu çikolata, muz ve yulaflı kek.
11- METABOLİZMA İÇİN MİDYE Midye tiroid fonksiyonları, üreme fonksiyonları ve bağışıklık sistemi için gerekli olan selenyum yönünden zengindir. Bu mineralin son yıllarda kanser riskini azaltabileceği belirtiliyor. Selenyum açısından zengin diğer gıdalar: Brezilya fıstığı, ton balığı, sığır eti, morina balığı ve yumurta.
12- BELLEK İÇİN CEVİZ Ceviz öğrenmeyi hızlandırmak ve hafızayı güçlendirmek için gerekli olan omega-3 yağına yüksek oranda sahiptir. Bu yararlı yağın kalbi koruyucu özelliği de vardır. Omega-3 açısından zengin diğer gıdalar: Sardalya, somon, uskumru, kenevir tohumu yağı ve kabak çekirdeği.
13- CANLILIK İÇİN GEYİK ETİ Çoğu etin aksine, geyik eti çok yağsızdır, düşük seviyelerde doymuş yağ ve ayrıca protein, B vitaminleri, demir ve çinko içerir. Mineral açısından zengin diğer gıdalar: Karaciğer, tavuk, sığır eti, kuzu eti, fasulye ve kurutulmuş meyve.
14- GEBELİK İÇİN PANCAR Pancar yüksek oranda anne adayları için önem taşıyan folat içerir (folik asitin doğal formu). Folat ayrıca kalp ve Alzheimer hastalıkları için önemli olan kandaki homosistein kırılmasına yardımcı olur. Folat açısından diğer zengin gıdalar: Koyu yeşil yapraklı sebze, incir, avokado ve tam kurutulmuş buğday.
15- DOĞAL DETOKS İÇİN ÇAVDAR EKMEĞİ Eğer gıdalarınızda yeterince lif alırsanız sindiriminiz kolaylaşır aynı zamanda kolon kanseri ve kalp hastalığı riskini de azaltılmış olursunuz. Daha fazla vücut temizleyici gıdalar: Fasulye, kahverengi pirinç, mercimek ve yulaf.
16- TÜM GÜN ENERJİ İÇİN FASULYE Fasulye protein, kompleks karbonhidrat ve lif içerir. Etkileyici oranda düşük Glisemik indekse (GI) sahiptir. Bu besinlerin kan dolaşımına kademeli olarak katılması ve enerji seviyelerinin dengelenmesi anlamına gelir. Diğer kademeli enerji veren gıdalar: Et, yulaf, mercimek, nohut ve yeşil sebze.
17- GÜÇLÜ KEMİKLER İÇİN HELLİM PEYNİRİ Peynir bazı araştırmacılara göre çok da sağlıklı olmayabilir ama koyun veya keçi sütünden yapılan Hellim peyniri düşük yağ ve tuz içerir ve güçlü kemikler için büyük bir kalsiyum kaynağıdır. Diğer kemik-kuruyucu gıdalar: Süt, nohut, ıspanak, brokoli ve lahana.
18- GENÇ BİR CİLT İÇİN TATLI PATATES Sadece bir orta boy tatlı patates cilt direnci ve elastikiyet için gerekli kollajen ve günlük C vitamini ihtiyaçlarını karşılar. Araştırmalar ciltte daha az kırışık görünümün daha yüksek C vitamini alımıyla bağlantılı olduğunu tespit ettiler. Daha fazla cilt dostu besinler: portakal, çilek, ahududu, biber.
19- ATIŞTIRMAK İÇİN KAJU Kaju diğer fıstıklara göre daha az yağ icerir ve içerdiği yağın çoğu iyi yağlardır. Düzenli fındık yiyen insanların yemeyenlere göre daha zayıf olduğuna dair kanıtlar vardır. Diğer açlık gideren gıdalar: Elma püresi, fasulye, kepekli gıdalar.
20- HORMONLAR İÇİN KENEVİR En önemli besin kaynaklarından biri çuha çiçeği tohumu yağının (Evening Primrose Oil) aktif maddesi olan linolenik asit (GLA), maddeleri prostaglandine dönüştürür. GLA sağlık için gereklidir çünkü vücuttaki bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren bileşiklerin (Prostoglandin-PGS) üretiminde kullanılır. Bu bileşikler özellikle kalp, dolaşım, deri ve savunma sisteminde etkilidir. Ek olarak, GLA hücre zarının (cell membrane) önemli bir bileşenidir. Diğer hormon yardımcıları: Miso (Japon mutfağına özgü, soya fasulyesi ve et suyuyla yapılan bir çorba), kabak çekirdeği, yeşil yapraklı sebze ve yeşil çay.
DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN GÖZ HEKİMLERİ İSTANBUL CERRAHİ HASTANESİ'NDE BULUŞUYOR...
Op. Dr. Sinan Göker, geliştirdiği 40 yaş sonrası yakını görme kusuru olan presbiyopi tedavisinin yöntemini dünya hekimleriyle paylaşıyor..
Dünyada sadece Bogatalı ünlü göz hekimi Dr. Luis Ruiz'le birlikte Dr. Sinan Göker'in geliştirdiği intracor yöntemiyle "yaşa bağlı yakını görme kusurunun tedavisi"ndeki başarı oranı tüm göz hekimlerini bu yöntemi öğrenmeye yöneltiyor.
Bu amaçla, İtalya, Japonya, Kore, Fransa, Amerika ve İsviçre'den gelen hekimler, İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Bölüm Başkanı Op. Dr. Sinan Göker'in ameliyatlarını izleyerek, bu konuda eğitim alıyorlar.
Türkiye'de sadece Op. Dr. Sinan Göker tarafından uygulanan bu yöntemle birçok hasta yaklaşık 1,5 yıldır başarıyla tedavi ediliyor.
DOMUZ GRİBİ (H1N1) İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Dünya Sağlık Örgütü Mart 2009'da başlayan salgını bir pandemi (dünya çapında yaygın bulaşıcı hastalık) olarak değerlendiriyor. 16 Ekim 2009'da güncellenen veriler doğrultusunda tüm Dünyada laboratuvar olarak saptanmış olguların sayısı 400.000'i geçmiş bulunmaktadır. Ölüm oranı 4000 civarındadır. Ülkemizde olgu sayısı 500 civarındadır ve direkt domuz gribi ilişkili ölüm saptanmamıştır. Hastalığın mortalite oranı (ölüme sebebiyet verme oranı) düşük ve binde 1-3 civarında seyretmektedir. Bu oran mevsimsel gripten bile düşüktür. Yayılma hızı ise çok yüksek seyretmektedir. Ölümler incelendiğinde özellikle riskli gruplar şöyle değerlendirilmektedir:
1- Hamile kadınlar
2- Çocuklar
3- 6 ay-24 yaş arası grup
4- Kronik akciğer hastalığı (astım, kronik bronşit vb), kronik kalp hastalığı (kalp yetmezliği) ve diğer kronik sağlık sorunu olanlar (şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı, karaciğer yetmezliği).
Yaşlıların (> 60 yaş) daha az etkilendiği bildirilmektedir. Bunun açıklaması ise 1918 yılındaki büyük grip pandemisine dayandırılmaktadır. Şimdiki virüsün yapı olarak 1918 virüsüne benzediği ve o virüsün 1960'lara kadar etkili olarak o dönemi görenlerde değişik düzeylerde bağışıklık gelişmesine neden olduğu söylenmektedir.
Domuz gribi virüsünde asıl tehlike bu bahsedilen risk gruplarında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmesi ve ayrıca salgın sırasında eğer yapı değiştirirse mevcut tedaviye yanıt vermeyip öldürücü olma ihtimalidir.
Domuz gribi aşısı için genel olarak kamuoyunda şüpheler olduğu bilinmektedir. Ancak bu şüphe ve kaygıların çoğu temelsizdir. Ülkemize 19 Ekim tarihinde ilk parti aşı gelmiştir ve aşıların kontrolü devam etmektedir. Grip aşısının Gullian Bare gibi sinir-kas hastalığı ile ilişkisi kanıtlanabilmiş değildir. İlişki varsa bu oran bir milyon aşılamada 3 olgu olarak bildirilmektedir. Esas olarak aşının değil influenza virüsünün bu tür komplikasyonlara neden olduğu düşünülmektedir. Ciddi allerjik reaksiyon sıklığı mevsimsel grip aşısından farklı değildir. Aşılama sırasında dikkat edilmesi gereken gruplar şunlardır:
1- Yumurta allerjisi olanlara aşı uygulanmaz. Aşı yumurtada geliştirildiği için yumurta proteinleri içermektedir ve yumurta ile allerjik reaksiyon geliştirenlere (deride kızarıklık, kaşıntı, kabarma, dil, diş eti ve dudakta şişme gibi) aşılama yapılmamaktadır.
2- Daha önce yapılan mevsimsel grip aşısı sonrası yan etki-allerji geliştirmiş olanlara aşı doktor kontrolünde (riskli gruptaki bireyler için gerekirse allerji ve immünoloji uzmanı hekimlerden görüş alınarak) uygulanabilir.
Aşının önerildiği gruplar şunlardır:
1- sağlık personeli
2- hamileler
3- 6 ay - 24 yaş grubu
4- Ciddi kronik hastalığı olanlar (astım, bronşit, bronşiektazi, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, şeker hastalığı vb.)
Prostat Büyümesi (BPH) tedavisi hakkında merak ettikleriniz...
Hangi hastalar ameliyat edilmeli?
İyi huylu prostat büyümesinde prostatın mutlaka ameliyatla alınması gereken bir büyüklük ölçüsü yoktur. Normalde 20gr büyüklüğündeki prostat bazen 100gr. veya daha fazla büyür, ancak; hastada hiçbir yakınma olmadığı için ameliyat gerekmez. Bazen de 30-35gr. büyüklüğe ulaştığında hastada çok fazla yakınma var ise ameliyat kararı verilebilir. Hastadaki yakınmalar, idrar akım hızındaki ciddi düşmeler, idrar yapma sonrası mesanede kalan idrar miktarının artmış olması ameliyat kararında etkilidir.
Hastanın zor idrar yapması ile birlikte görülebilen idrarda kanama, enfeksiyon, mesane taşları ve böbreklerde hasar oluşmaya başladığını gösteren bulgular ameliyatın daha erken planlanma nedenleridir.
Kapalı ameliyat yöntemleri nelerdir?
Günümüzde en yaygın uygulanan iki kapalı ameliyat yönteminden biri TUR (TransUretral Rezeksiyon), diğeri ise yeni jenerasyon cihazlardan Greenlight Lazer yöntemidir.
Ameliyatlar nasıl yapılır? İyi huylu prostat büyümesi cerrahi tedavileri prostatın büyüyen ve idrar yolunu tıkayan bez yapısını ortadan kaldırmaya yönelik, üroloji uzmanları tarafından uygulanan ameliyatlardır. Bu ameliyatlarda prostatın büyüyen iç kısmındaki bez yapı ortadan kaldırılır. İyi şartlarda geçirilen kapalı prostat ameliyatları sonrası hastaların idrar yapmaları hemen rahatlar.
Greenlight Lazer yönteminde ne yapılıyor?
Greenlight Lazerle prostat ameliyatı yüksek lazer enerjisi kullanılarak prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan bir ablasyon (ortadan kaldırma) yöntemidir. Günümüzde 120 wattlık daha güçlü modelleri kullanıma girmiştir. Önceki modellere göre daha kısa sürede çok daha fazla doku buharlaştırma avantajına sahip bu cihazların yüksek gücü deneyimli ellerde kontrollü bir şekilde kullanıldığında lazer tedavilerinde yeni bir sayfa açacak derecede etkinlik sunmaktadır.
Greenlight Lazer ve TUR’un diğer farklılıkları neler?
TUR yönteminde yine idrar yolundan girilerek (kapalı bir ameliyatla) prostat bölgesine ulaştıktan sonra büyümüş prostat dokusu elektrikli özel bir alet yardımı ile küçük parçalar halinde çıkarılır. Bu yöntemle ameliyat sonrası hastalar 2-3 gün hastanede sondalı olarak kaldıktan sonra sondaları çekilerek taburcu edilirler. Greenlight Lazer ameliyatı sonrası ise aynı gün veya bir gün sonra sondaları çekilerek taburcu olurlar.
Greenlight Lazer yaygın kullanılan bir yöntem mi? 2000’li yılların başlarından itibaren 60-80 wattlık KTP lazerlerin kullanımıyla başlayan ve prostatın buharlaştırılarak yok edilmesine dayanan Greenlight Lazer yöntemi özellikle ameliyat sonrası dönemin rahatlığı nedeniyle hastalar tarafından sıklıkla tercih edilir hale gelmiştir.
İyileşme ne kadar sürüyor? Greenlight Lazer ameliyatı olan hastalar ameliyat sonrası 2-3 gün içinde masa başı iş yapma, araç kullanma gibi aktivitelere dönebilirler. Genellikle 15 gün içinde tamamen normal yaşantıya, cinsel aktiviteye dönülebilmektedir.
TUR yöntemi ile ameliyat olan hastalar taburcu olduktan sonra yaklaşık 15 gün evde istirahat sonrası yavaş yavaş normal yaşantılarına dönmeye başlarlar. Bu dönem sonrası masabaşı iş yapma gibi aşırı aktivite gerektirmeyen işlerine dönebilirler. Tamamen normal yaşantıya (cinsel aktivite dahil) dönmek için yaklaşık 45 günlük bir sürenin geçmesi beklenmelidir.
BU BELİRTİLERİ CİDDİYE ALIN, TEDAVİDE GEÇ KALMAYIN!
Uzun süreli kontrolsüz reflü yutma güçlüğüne yol açabilir. Dahası sürekli tahriş altında kalan yutma borusu alt ucunda zamanla kanser gelişebilir. Bu nedenle reflünüz varsa tedavi olmakta geç kalmayın!
Uzun süreli reflünün yol açabileceği ciddi sorunlar var mı?
Yutma borusu, içine kaçan asidin oluşturduğu sürekli tahribat sonucunda fonksiyon kaybına uğrayarak yutma güçlüğü olabilir. Yutma borunsun kendine ait bir dizi hareketlilik özelliği vardır. Kişi yatar pozisyonda bile bu hareketlilik sayesinde yutabilir. Uzun süreli reflü, kronik yaralanma sonucu yutma borusunun hareket özelliğinde azalmaya yol açar, kişi özellikle katı gıdaları yutmakta zorlanabilir. Yutma borusu işlev kaybı sonucu gelişen ve aslında organik darlığa bağlı olmayan bu tip fonksiyonel yutma güçlükleri anti-reflü ameliyatları sonrasında düzelir.
Hasta ya hiçbir şey yutamaz hale gelirse?
Daha ileri olgularda yaralanma-iyileşme kısır döngüsünün ardından yutma borusu kısalabilir ve hatta alt ucunda darlık gelişip kişi katı gıdaları hiç yutamaz hale gelebilir. Bu olgularda çok geç kalınmıştır ve standart laparoskopik anti-reflü ameliyatları uygulanamaz.
Nasıl tedavi ediliyor?
Yutma güçlüğü probleminin organik darlığa bağlı oluştuğu hastalara radyolojide önce balonla genişletme yapılır. 1-2 gün sonra da laparoskopik anti-reflü cerrahi uygulanır. Balon dilatasyon kısmi ve yüzeyel genel anestezi altında, yani adeta bir endoskopi işlemi gibi uygulanır. Dilatasyon ve ameliyat işlemlerinin arasına fazla süre kullanılmamasının nedeni bu aralıkta artarak oluşacak reflüye ve dolayısı ile tekrar darlık oluşmasına engel olmaktır.
Reflü hastalığında kanser riski var mı?
Evet var. Çünkü uzun süreli, kontrolsüz reflü yüzünden sürekli tahriş altında kalan yutma borusu alt ucunda kanser gelişimi olabilir. Her reflü hastası tabii ki kanser olmaz ve kanser çok nadiren gelişebilen bir durumdur. Uzun süreli reflüsü bulunan bir hastada yutma borusu alt ucunda "Barett" adlı özel yara gelişmiş ise bu durum kanser habercisidir ve reflü cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
Barrett ne demek?
Barrett, yutma borusu alt ucundaki hücrelerin bağırsak tipi hücrelere dönüşümüdür. Bu aslında sürekli tahriş olmaya karşı bir savunma mekanizmasıdır. Barrett tedavi edilmemiş her reflü hastasında olabilir ve sıklığı yüzde 10 civarıdır. Genellikle 40 yaş civarı, erkek, sigara içen ve kilolularda ortaya çıkar.
Nasıl Barrett tanısı konulur?
Barrett tanısı sadece endoskop yardımı ile alınan minicik parçalar bir patolog tarafından mikroskop altında incelenir. Barrett de kendi içinde ciddiyet açısından farklı üç aşama içerir ve erken Barrett'li de yapılacak iş laparoskopik anti-reflü ameliyat iken, gecikmiş Barrett'lide ise başka girişimler ve kimi zaman da kanser tedavisindekine benzer büyük ameliyatlar gerekebilir.
Reflüye bağlı yutma borusu kanseri nasıl bir kanser türü?
Özel bir yutma borusu kanseri tipi son yıllarda çok arttı. Gelişen kanserin tipi yutma borusu "adeno kanseridir" ve geliştikten sonra tedavi şansı çok çok azdır. Beş yıl yaşama şansı yüzde 50'sine yakınında hastalık tedavi şansını yitirmiştir. Burada amaç kanser gelişimini önlemektir. Dolayısı ile ciddi reflü hastalığı varsa erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. İlaç tedavisine cevap vermeyen reflü ve özellikle Barrett gelişmişse hastaların tercihen ameliyat edilmeleri gerekir. Çok yeni olarak; Barrett gelişmiş insanlarda hastalığın kansere gidişini ameliyat tedavisi ile engelleyebilmenin mümkün olabildiği gösterilmiş.
Reflü hastalığında ameliyat kanser oluşmasın diye mi uygulanıyor?
Hayır, anti-reflü cerrahisi;ilaçla tedaviye cevap vermeyen ya da ömür boyu ilaç-önlem-diyet uygulamak istemeyen tüm reflü hastalarına önerilir. 8-12 haftalık ilaç tedavisi, diyet ve önlem sonrasında rahatlamayan ve şikayetleri devam edenlere ameliyat en kesin ve tek alternatiftir. Yani anti-reflü cerrahisi hastanın şikayetlerini ortadan kaldırmak ve ilaç almadan rahat yaşamasını sağlamak için uygulanır. Bir yandan da cerrahi tedavi reflüyü tamamen ortadan kaldırdığı için uzun dönemde de hem Barrett ve dolayısıyla da kanser riski azalacaktır.
Barrett'li hastada anti-reflü ameliyatı sonrası kanser riski ortadan kalkıyor mu?
Hayır. Barrett'li bir hastada yutma borusu alt ucundaki kronik yaralanmayı anti-reflü cerrahi etkin biçimde ortadan kaldırır. Böylece Barrett'in daha ileri evrelere gidişi önlenir, hatta yeni yayınlarda yüzde 30-40 oranında Barrett'de gerileme ve hatta normale dönüş sağlandığı bildirilmiş. Ancak her türlü önleme karşın bazı hastalarda kanser gelişimi yine görülebilir. Bu nedenle Barrett'li bir hastanın anti-reflü cerrahisinden sonra bile belli aralıklarla endoskopik takibini yapmak gerekir. En ideal olan:Anti-reflü cerrahisinin henüz Barrett gelişmeden uygulanmış olmasıdır.
Bu belirtileri ciddiye alın...
Yutkunma güçlüğü
Ağrılı yutkunma
Kusma
Kanama (ağızdan kahve telvesi ya da kırmızı veya makattan katran gibi aşikar
kanama)
Demir eksikliği anemisi gelişmesi (sürekli ve az az kanamaya bağlı)
Erken doyma
Kilo kaybı
Bu yöntem Türkiye'de sadece İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Kliniği'nde, Çocuk Göz Hastalıkları ve Şaşılık Uzmanı Op. Dr. Funda ŞEREFHAN yönetiminde uygulanıyor..
Nörovizyon (Neurovision) göz tembelliğinde etkisi kanıtlanmıs FDA onaylı bir tedavi yöntemidir. Ameliyat değildir ve hasta için risk içermez. Bu teknoloji görmeyi direk beyine öğreterek görme artışı sağlar. Bu uygulamadaki uyarılar direk beyindeki görme merkezini uyararak kontrast duyarlılığı yükselterek görme keskinliği ve kalitesini artırır.
Hastanın bulguları ve muayene sonucları nörövizyon sistemine dahil olur. Hasta için kendine özel tedavi programı sistem tarafından oluşturulur. Tedavi yaklaşık 40 seanstan oluşur ve her seans yaklaşık 30 dakika sürer. Tedavinin çoğu kısmı evde uygulanır.
Hasta muayene edilerek tedavi için uygun olup olmadığı ayrıntılı muayene sonucu belirlenir. 9-55 yaş arası, görme düzeyi %15-20 nin üzerinde olan ve kayma düzeyi 8 prizmanın altında olan hastalar uygun olarak kabul edilir.
Bu tedavi %85 hastada etkili olup ortalama %25-30 artış sağlamaktadır. % 15 hastada görme artışı %10 olmaktadır.
Check-Up nedir?
Check-up ya da Türkçe karşılığı ile "kişisel sağlık taraması"; belirgin bir şikayeti olmasa da insanlarda gizliden gizliye oluşmaya başlayan rahatsızlıkların, henüz erken aşamadayken saptanması amacıyla yapılan muayene ve tetkiklerdir.
Check-Up neden gereklidir?
İç organlarda bir takım bulguların saptanması ile kişinin öneri yoluyla, bazı yaşamsal alışkanlıklarını (sigara, alkol tüketimi, hatalı beslenme tarzı, düzenli egzersiz...) değiştirmesi sağlanabilir. Böylece, ileride oluşabilecek hastalıkların önüne geçilebildiği gibi, başlangıç aşamasındaki rahatsızlıkların da ilerlemesi engellenebilir.
Bu tür hastalıkların arasında; "meme - akciğer - prostat- pankreas - karaciğer- gibi sık görülen bazı kanser türleri, gizli şeker, kolesterol, kroner kalp hastalıkları, alkol ve Hepatit B'ye bağlı karaciğer hastalığı kansızlık ve kemik erimesi sayılabilir.
Check-up işlemi sonrasında elde edilen 'size özel' sağlık bilgileri, İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde sizin için hazırlanan elektronik bir dosyada saklanır. Oluşan sağlık profiliniz sayesinde hekiminiz; ileride oluşabilecek bir sağlık sorununuzda, güvenilir ve sizi tanıyan bir danışman olarak yardıma hazır olacaktır.
Check-up Yaptırmak Ne Kadar Sürer ?
Check-up'ın içerdiği detaylı muayene, uygun testlerin tespiti ve uygulanması, hafta içi her gün, saat 09:00-13:30 arasında sonuçlandırılır. Sonuçlarınız check -up uygulamalarının bitmesiyle birlikte saat 13.30' da hazır olur ve uzman hekimimiz tarafından değerlendirilerek size sunulur.
Oftalmolojide son 20 yılın en önemli buluşu: Yaşa bağlı yakını görme kusurunun tedavisi bulundu...
Uluslararası Oftalmoloji dünyasının senelerdir üzerinde çalıştığı ve son 20 yılın en önemli buluşu saydığı, 40 yaş sonrasında ortaya çıkan yaşa bağlı yakını görme kusuru (presbiyopi) tedavisinde başarı oranı yüksek "Intra-Stromal Presbiyopi " tedavisi, bir Türk doktorunda yer aldığı ekip tarafından Colombia'da geliştirildi.
Uzun yıllardır üzerinde çalışılan bu yöntem, dünyada ilk kez İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Bölüm Başkanı Op. Dr. Sinan Göker ile Lasik Yöntemini miyop, astigmat ve hipermetrop amaçlı geliştiren doktorlardan Bogata'lı ünlü göz doktoru Dr. Luis Ruiz tarafından geliştirildi. Dr. Sinan Göker, 1997 yılında da Dr. Ruiz'den göz ameliyatlarında ikinci bir yöntem olarak kullanılan Lasik tekniğini öğrenmiş ve Türkiye'de ilk kez kendisi tarafından uygulanmıştı.
Yaklaşık olarak 6 aydır Dr.Luis Ruiz ve Op. Dr. Sinan Göker tarafından ABD'de 300 hasta üzerinde uygulanan "Intra-Stromal Presbiyopi Tedavisi" sonrası yapılan takiplerde hiçbir gerileme görülmedi, enfeksiyona rastlanmadı.