Bacak Damarları
Bacakları tutan damar hastalıkları nelerdir ?
Damar sistemi dendiğinde atar ve toplardamarlar akla gelir. Atar damarlar temiz kanı kalpten organlara, toplar damarlarda kullanılmış kanı kalbe geri taşırlar. Bacaklarda görülen en yaygın atardamar hastalığı damar sertliğidir. Bunun dışında Burger hastalığı, Behçet hastalığı gibi hastalıklarda bacak damarlarını tutabilir. Bacak damarlarındaki tutulma genellikle darlık veya tıkanıklıklara neden olur. Nadirende bacak damarlarında balonlaşma sonucu anevrizma oluşabilir.
Bacaklardaki toplar damarlar yüzeyel ve derin olamak üzere iki sistem halinde çalışır. En yaygın görülen toplar damar hastalığı yüzeyel toplar damarların içindeki kapakların yetmezliği sonucu kanın aşağı kaçmasıyla genişlemesi ve deri altında görünür hale gelmesiyle ortaya çıkan varis hastalığıdır. Varis hastalığı damar sertliğine göre çok yaygın olarak görünür. Nadiren, ileri vakalarda ayakta kapanmayan yaraya neden olsa bile, çoğunlukla tıbbi tehlikesi olmayan hafif şikayetlere ve kozmetik rahatsızlığa neden olur. Damar sertliği toplar damarları tutmaz. Derin veya yüzeyel toplar damarlarda pıhtılaşma ve bunun sonucu akciğerle pıhtı gidebilir ve hayati tehlikeye yol açabilir. Bu varis hastalığı dışında ayrı bir hastalıktır ve değişik nedenlerden dolayı hiçbir uyarıcı bulgu olamadan acil olarak ortaya çıkar.

Damar sertliği neden olur ?
Damar sertliği vücutta bir çok damarı tutabilir. Tek bir hastalıktır ve çoğunlukla birden fazla damar aynı zamanda etkilenir. En yaygın tutulan damarlar kalp, boyun, böbrek ve bacak damarlarıdır.
Bacaklarda damar sertliğinin oluşmasını tek bir bilinen nedene bağlamak mümkün değildir. Kalp, boyun ve böbrek damar hastalıklarında geçerli olan risk faktörleri bacak damarları içinde geçerlidir. Genetik yatkınlık üzerine çevreden gelen risk faktörleri ( aşırı yaş, erkek cinsi, sigara, yüksek kolesterol, obezite, hareketsizlik, diyabet, yüksek tansiyon gibi) damar darlığına ve tıkanmaya neden olurlar. Uzun yıllar sigara içilmesi bacaklarda oluşan damar sertliğine yol açan en önemli risk faktörüdür.
Bulguları nelerdir ?
Yürüme sırasında belli bir mesafeden sonra baldırda, uylukta veya kalça seviyesinde hastayı durduran ve dinlenmekle kısa süre içinde geçen ağrı kolaylıkla fark edilen ilk bulgulardandır (intermittant klodikasyo). Hastalık ilerledikçe yürüme mesafesi zamanla kısalabilir. Daha ileri vakalarda ağrı istirahat sırasında, özellikle geceleri hasta yatarken ortaya çıkar ve hastalar kan akımını arttırıp, ağrının azalması için bacaklarını yatak kenarından aşağı sarkıtarak uyumaya çalışırlar. İhmal edildiği takdirde özellikle ayakta kapanmayan yaraya, kangrene ve ileri vakalarda da bacağın kaybına yol açar.
Ne sıklıkta görülür ?
Bacak damarlarındaki darlık ve tıkanıklıklar, batı toplumlarında, 55 ile 74 yaş gurubunda % 15 gibi çok yüksek oranlarda ortaya çıkmaktadır. Bir çok hastada semptom yoktur ( % 40 ında). Nedeni de, özellikle yaşlılığa bağlı az aktiviteden dolayı yürüme ağrısının ortaya çıkmamasıdır. Bazı hastalar yürüme ağrısı oluşmadan istirahat ağrısı veya yara ile başvurular.
Kimler risk gurubu içindedir ?
Damar sertliğine bağlı kalp şikayeti olanlarda, 55 yaş üzeri uzun yıllar sigara içmiş insanlar özellikle erkekler ve diyabetik hastalarda bacak damarlarının tutulması sıklıkla görülür (% 30). Bacak damarlarındaki değişikliklerin bulgular ortaya çıkmadan tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması bacak kaybını önlemek açısından çok önemlidir.
Korunma yöntemleri nelerdir ?
Sigara içmemek, egzersiz, dengeli Akdeniz tipi diyet ve kiloların verilmesi bizleri hastalıktan koruyacaktır. Hareketlilik damar sertliğinden korunmada ve yakalananlarda da hastalığın ilerlememesi için alınacak en önemli tedbirlerden biridir. Yüksek tansiyonun diyabetin ve yüksek kolesterolün erken tanı ve tedavisi de korunma açısından çok önemlidir.
Yürüme ağrısı veya ayakta birdenbire yara çıkan ve özellikle damar sertliği risk faktörleri bulunanların mutlaka bir damar cerrahisine görünmesi şarttır. Bacaklarında herhangi bir şikayeti olmayan fakat kalp damar rahatsızlığı olanlarda ve 50 yaş üzeri diyabetik hastalarda ayak basınçlarının mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir.
Tanı nasıl konur ?
İyi bir klinik muayenenin Doppler ile ayak kan basınç ölçülmesiyle birleştirilmesi tüm olgularda tanıyı rahatça ortaya çıkarır. Darlık ve tıkanıklarının hangi seviyede ve hangi derecede olduğunun saptanması ve tedavinin planlanması damar ultrasonu ile yapılır. Bu tanı aracının iyi şekilde kullanılması çok tecrübe gerektirir. Gerekirse MR veya BT anjiolarıda kullanılabilir. Kasıktan kateterle yapılan anjio ise girişim uygulanması gerekli olan hastalarda uygulanır.
Medikal tedavisi nedir ?
Hastalık, tespit edilenlerin hepsinde kalp damar hastalığı olanlarda olduğu gibi kanı sulandırıcı ve kolesterol düşürücü ilaçların ( kolesterol normal veya düşük olsa bile ) beraber hayat boyu kullanılması ve kontrol edilebilecek tüm risk faktörlerinin kontrol altına alınması şarttır (sigara içilmemesi, yüksek tansiyon ve diyabetin tedavisi, aşırı kiloların atılması). Yürüme ağrısı olanlarda düzenli ve mümkünse fizyoterapistlerin kontrolü altında yürüyüş egzersizlerinin yapılması yürüme mesafesini en az % 80 hastada arttıracaktır. Yürüme ağrısı olan hastalara bacak damarlarında tıkanıklık var diye erken dönemde yukarıdaki önlemler alınmadan girişim yapılması bir tıbbi hatadır. Bu hastaların sadece % 10 una girişim gerekir.
Kimlere girişim uygulanmalıdır ?
Yukarıdaki bahsedilen medikal tedaviden iyi sonuç alınamayan ve yürüme ağrısının çok ciddi şekilde günlük yaşantıyı etkilediği olgularda hasta ile azda olsa ortaya çıkabilecek komplikasyonların çok detaylı bir şekilde tartışılmasından sonra girişim uygulanabilir. Hafif ve orta derece yürüme ağrısı (yürüme mesafesinin günlük yaşantıyı ciddi olarak etkilememesi) olan hastaya, siz bacağınızı kaybedebilirsiniz diye girişim tavsiye etmek çok yanlıştır. Yürüme ağrısı olanlarda klinik muayene ve ultrason sonucu girişim yapılmamasına karar vermek tecrübeli ellerde kolaydır ve bu hastalara lüzumsuz anjio yapmakta tıbbi hatadır.
İstirahat ağrısı veya ağrı olmadan (özellikle diyabetlilerde sinirlerde hasar sonucu ağrı hissedilmeyebilir) yara, kangren olanlarda mutlaka en kısa sürede gerekli tanı yöntemleri kullanılarak (ultrason ve gerekirse anjio) bacağı kurtarmak için elden gelen her türlü girişim yapılmalıdır. Erken gelen ve ayakta doku kaybı büyük olmayanların % 90 unda tecrübeli ellerde değişik girişim yöntemleri ile bacağın kurtarılması mümkündür. Burada hatırlatılması gereken nokta şudur ; ayakta ufak görünen bir yara kısa zamanda ilerleyip bacağın kaybına neden olabilir.
Tedavi yöntemleri nelerdir ?
İki tip girişim vardır; açık cerrahi (genellikle bacak bypass'ı) veya balon ve stentle yapılan damar açıcı yöntemler. Kasık üstü ve uyluk damarlarında sınırlanmış alanlara yapılan balon sonuçları diz altı damarlarına göre daha iyidir. İleri vakalarda bacağı kurtarmak için yapılacak tek alternatif kasıktan ayağa kadar uzanan bypass ameliyatı olabilir ve çok tecrübeli ekipler tarafından yapılmalıdır.